Kalçanın Geçici Osteoporozu (KGO) ender görülen ve etiyolojisi tam olarak açıklanamamış bir hastalıktır. Literatür taramasında KGO olan hastaların 2/3’ünü yaşlı erkeklerin, 1/3 ‘ünü ise 3. trimesterdeki gebelerin oluşturduğu görülmektedir. Gebelikte 3. trimesterde ağrı yapacak herhangi bir sebebin bulunamadığı, yük vermekle artan şiddetli kalça ağrısı olan hastalarda tanımlanmıştır. Geçici osteoporoz en sık kalça ekleminde, bazen ayak bileği daha az olarak da omuz, lomber omurga, dirsek ve el bileğinde görülebilmektedir. KGO’da spontan başlayan akut kalça ağrısı kliniğin prototipini oluşturur. Bu ağrı kasık veya uyluğa yayılım gösterir. Yük vermekle ağrının şiddeti artarken, istirahat ile azalır. İlerleme çok hızlı değildir. Ağrı günler içinde baston gerektirecek kadar şiddetli hale gelebilir. Fizik muayenede; antaljik yürüme, kalça eklem hareketlerinden rotasyon hareketinde minimal kısıtlılık tespit edilebilir. Hastalardan alınan anamnezde başlangıç için sebep bulunamaz.
Kalçanın Geçici Osteoporozunun prognozu sıklıkla iyi seyirlidir ve üç klinik evrede incelenir;
1. Evre: Şiddetli kalça ağrısı vardır, radyografik değerlendirmeler normal, MR’da kemik iliği ödemi mevcuttur.
2. Evre: Semptomlar maksimum seviyede iken radyolojik olarak kalçada osteoporoz ve demineralizasyon görülür.
3. Evre: Radyolojik ve klinik bulguların gerilediği dönemdir.
Geçici kalça osteoporozunun etiyopatogenezi tam olarak açıklanamamıştır. Patogeneze yönelik teorilerden birinde, fetüsün başının annenin obturator sinirine yaptığı mekanik kompresyon suçlanmakta ve femura ait propriosepsiyonda kayıp gibi bir takım bozukluklara neden olabileceği ileri sürülmektedir.
Tedavide, istirahat ve konservatif tedavi yaklaşımları ile yakınmalar rahatlama eğilimindedir. KGO’ nda laboratuvar incelemeleri yapıldığında biyokimyasal hematolojik ve serolojik testlerin normal olması beklenir.
Tanı için görüntüleme yöntemleri yardımcıdır. Direkt radyografiler semptomların gelişmesinden yaklaşık 1 ay sonra; 4.-8. haftalar arasında femur başı ve boynunda periartiküler osteopenik değişiklikler şeklinde görülür ama eklem aralığı korunur. Daha erken dönemde radyografiler normaldir.

Öte yandan KGO’nun tanısında en başarılı görüntüleme yöntemi Manyetik Rezonans Görüntülemedir (MRG). MRG ağrının başlamasından sonraki 48 saat içinde bile bulgu verebilir ve özellikle KGO ile kalça eklemindeki Avasküler Nekroz (AVN) ayırıcı tanısında en iyi yöntemdir.

KGO’unda MRG’de femur başı ve boynunda kemik iliği ödemi görülürken, AVN‘nin de MR bulgusu kemik iliği ödemidir. Ancak KGO’da tutulum genellikle femurun proksimaline (baş ve boyun bölgesi) yayılır ve homojendir. AVN’da, lezyon femur başında ve sıklıkla segmental yerleşimlidir. Klinik olarak değerlendirildiğinde, KGO iyi seyirlidir ve çok büyük oranda iyileşme tamdır ancak AVN’de prognoz daha kötüdür.
Tanıda kullanılan diğer bir görüntüleme yöntemi de kemik sintigrafisidir. Sintigrafide, kalçada artmış tutulum tespit edilir, ancak tek başına bu bulgu KGO ’ya özgül değildir ve de tanı için yeterli değildir. Gebelikte görülen KGO için ayırıcı tanıda gebelikte gelişen jeneralize osteoporozun akılda tutulması gerekir. Gebelikte gelişen jeneralize osteoporozda genellikle 3. trimesterde veya doğumdan hemen sonra başlayan akut sırt, bel veya kalça ağrısı mevcuttur ve sıklıkla vertebral kompresyon fraktürleri mevcuttur. Bu hastalarda yapılan KMY ölçümlerinde ise belirgin osteoporoz saptanır. KGO’lu olgularda ise osteoporoz vertebralarda ve diğer vücut bölgelerinde izlenmez.
KGO’nun tedavisinde konservatif tedavi yaklaşımları uygulanır. Tedavide ana prensip istirahat ve ağrılı taraf kalça üzerine verilen yükün azaltılmasıdır. Bu şekilde hem ağrının azaltılması hem de gelişebilecek fraktüre ait riskin en aza indirilmesi hedeflenir. Bu hastalarda istirahat ile gelişebilecek atrofi oluşumuna engel olmak için kalça grubu kaslarına yönelik izometrik egzersiz önerilir. Ağrıyı azaltmak amacıyla, nonsteroid antiinflamatuvar ilaçlar, analjezik ve çeşitli fizik tedavi modalitelerinden yararlanılabilir. Bunun yanında antirezorptif ajanların kullanımı ile ilgili olgu sunumları mevcuttur. Yapılan çalışmalarda bifosfonatların ağrıyı azalttığı ve hastalık süresini kısalttığı bildirilmiştir. Fakat intraartiküler ve sistemik steroid kullanımının tedaviye bir katkısının olmadığı gösterilmiştir. Yatak istirahati, basit analjezikler ve yükü azaltmak için sağlam tarafa kanedyen tipi baston önerilir. Birkaç ay içinde yakınmalarda azalma ve 4-5 ay içinde tam bir düzelme beklenir.
Sonuç olarak, ani başlayan spontan kalça ağrısında özellikle 3. trimesterdeki gebelerde KGO tanıda akılda tutulmalıdır. Gebelerde gelişen kalça ağrısında ayırıcı tanıda AVN’da mutlaka akılda tutulmalıdır. KGO’da tanıda MRG’nin en başarılı görüntüleme yöntemi olduğu ve tedavinin ana prensibinin konservatif tedavi yaklaşımlarının olduğu unutulmamalıdır.
